AKHİSAR'IN RÜYASI

                     Sabahın erken saatleriydi, ancak mevsim gereği normal olmayan bir aydınlık vardı. Yatağımın baş ucunda yeni aldığım teknoloji harikası dizüstü bilgisayarım gece uzun süre çalışmam sebebiyle açık bir şekilde kalmıştı.

                 Güzel bir güne başlamanın huzuru içerisinde yatağımdan kalktığımda bilgisayarım “ GÜNAYDIN GÜZEL BİR GÜNE HAZIR MISIN?” diye bir mesaj yazdı. Yazılan mesajın etkisi ile bilgisayara yöneldim. “ BU GÜN SENİN REHBERİN OLMAK İSTİYORUM. LÜTFEN TÜM GÜN BOYUNCA KAPATMA “ dedi. İçimdeki merakla kapatmama konusunda hemfikir oldum.

                  Böylesine güzel bir günde evde zaman kaybetmenin gereği yoktu. Hemen hazırlanarak MEDAR KASABASINDA bulunan ŞİRİNKÖY’deki evimden yola çıktım. Araca bindiğimde yan koltuğumda dizüstü bilgisayarım açık bir şekilde duruyordu. Bir anda ekrana yol haritası çıktı, altında küçük bir not vardı “ BU YOL HARİTASI BU GÜN SENİN REHBERİN OLACAK” diyordu.

                  Akhisar – Kırkağaç yoluna çıktığımda yolun genişlediği, çift şeritli bölünmüş yol haline geldiği, zemindeki asfaltın ise beton gibi dümdüz olduğunu görünce şaşırdım. Bilgisayar ekranında “ ÇOK ŞAŞIRDIN GALİBA BU YOLUN YAPILDIĞI YILLAR OLDU, BİR TÜRLÜ ESKİMEK BİLMİYOR “ dedi.

                   İlk şaşkınlığımı atlattığımda bilgisayarın takviminin 20/02/2027 tarihi gösterdiğini gördüm. Yolda güvenli bir şekilde ilerlerken tüm araçların ve özellikle kamyonların birbirlerine saygılı ve trafik kurallarına uyarak seyir ettiklerini tespit ettim.

                   Akhisar – İstanbul yol kavşağına geldiğimde, bilgisayarım İstanbul istikametine gitmem gerektiğini işaret ediyordu. Merak ve çaresizlikle işaretlenen yöne girdim. Bizim yıllarca en geniş yolumuz diyerek övündüğümüz yolun her iki yanında yeni lokanta ve işyerleri açılmış, özenli, kendi içerisinde bir disiplinle yapılan dekorasyonları ile insana keyif verecek bir yer haline gelmişti.

                  Eski hava alanının bulunduğu yer imara açılarak AKHİSAR’ın prestij ve çekim merkezi haline getirilmiş, ancak burada göze çarpan devasa ve bir o kadar da modern bir binanın üzerinde “ AKHİSAR MARKET “ yazıyordu. Merakla yaklaştığımda girişinde yazılı bulunan tabela da :

                  “ BU İŞLETME AKHİSARLILARIN  BİRLİK VE BERABERLİK İÇERİSİNDE YARATMIŞ OLDUKLARI   ZAFERİN SİMGESİDİR – AKHİSAR BAKKALLAR ODASI ” yazısını okudum.

                     Bilgisayar ekranında “ merak ediyorsun değil mi? İçinde bulunduğumuz yüzyılın başında yani 2010 yılına kadar Türkiye deki tüm büyük marketler çok uluslu şirketler tarafından satın alınmıştı. Akhisar da bundan nasibini aldı ve tüm küçük bakkal ve marketler kapanmaya başladı. Akhisar Belediyesi, Kaymakamlık, Ak-Sek Vakfı ve diğer yerel yöneticiler bir araya gelerek Akhisar’daki bakkalları bir şirket şemsiyesi altında topladılar Akhisarlılar da buna katkıda bulundu. Bu görmüş olduğun bina alışveriş merkezi ve sevkıyat deposu olarak kullanılmaktadır. Akhisar’daki tüm bakkallar bu şirkete ortak olmaları sebebiyle doğal olarak bayisidir. Tüm malların ana ve bölge dağıtıcısı “ AKHİSAR MARKET” olup,  Akhisar bakkalları buradan alarak Akhisarlılara hizmet vermektedir. Aynı zamanda Akhisar da üretilen tüm ürünler AKHİSAR MARKET aracılığı ile  ülkeye dağıtılmaktadır. Daha fazla bilgi ve açılış fotoğrafları için www.akhisarhaber.com, www.akhisarpress.com , www.aksek.org.tr’ye  girebilirsin” dedi.

                     Yol haritam Gökçeahmet köyü rampasını işaret ediyordu. Buraya geldiğimde büyük bir kavşağın bulunduğunu, bunun ise Akhisar’ın dışından geçen İZMİR-İSTANBUL yolu bağlantısı olduğu öğrendim. 

                     Geriye dönüşümde Akhisar’ın tanıtımında büyük payı olan RAMİZ KÖFTE’nin bulunduğu BP’den Akhisar Lisesi’ne kadar olan alanın çok aydınlık ve parlak olduğunu ve her yerin görüldüğünü, şubat ayında olmasına rağmen hava kirliliğinin bulunmadığını gördüm. Kaçak kömür, penye yakımı engellenmiş, tüm Akhisar doğal gaz ve elektrikle ısınır hale gelmişti.

                     Elektrik ile ısınmayı okuyunca şaşırdım. Bilgisayarım “Senin şaşırmaman gerekir. Çünkü AK-SEK VAKFI  tarafından 1996 yılında Hollanda’dan konuşmacı olarak getirdiğiniz Yenilenebilir Enerji Vakfı Başkanı ile Türkiye’nin  rüzgar enerjisi denilince akla gelen tek ismi Dr. TANAY SIDKI UYAR ile birlikte yapmış olduğunuz çalışmalar sonunda sunulan raporlarda bu günlerin işaretini vermiştiniz. Dr. TANAY SIDKI UYAR vakfın misafiri olarak yaklaşık bir ay süre ile Akhisar’da kalmış, rüzgar ölçümleri yapmış, 1960 yılından o güne kadar rüzgar istatistiklerini incelemişti. Hatta o dönemde yeni kurulan Çevre Bakanlığına göndermiş olduğunuz raporlar sonucunda RÜZGAR ENERJİSİ uzun süre gündemde kalmıştı. Bu gün gelinen noktaya AK-SEK VAKFINDA yapılan çalışmalar ile başlanılmıştır.” diye yazdı. Bu beni epey keyiflendirdi.

                     Bu duygular ile AKHİSAR LİSESİ civarına geldiğimde, binaların yenilendiği, yeni spor salonunun yapıldığı, sevimli bir eğitim kurumu ile karşılaştım. Binanın önünde bir tek levha vardı “ AKHİSAR LİSESİ “ Binaya doğru bakınca bilgisayarım. “Yine şaşırdın galiba, bu bina artık sadece AKHİSAR LİSESİ. Süper Liselerin kapanmasından sonra AKHİSAR LİSESİ’nin kapatılmasına, yerine ÇAĞLAK ANADOLU LİSESİ açılmasına karar verilmişti. AK-SEK VAKFI önderliğinde yapılan kampanyalar sonucu ismin AKHİSAR LİSESİ olması için epey gayret sarf edildi. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı 2007 yılı şubat ayında vermiş olduğu karar ile “ ÇAĞLAK İSMİNİN TARİHİ DAHA ESKİDİR BU NEDENLE TALEBİN REDDİNE “ diyerek AKHİSAR LİSESİ’nin ismini geriye vermedi. Bundan sonra 14.000 AKHİSAR LİSESİ mezunu bir araya gelerek yasal yollara başvurdular. Mezun olan vali, kaymakam, hakim, savcı, öğretmen, avukat, mühendis, mimar, doktor, eczacı, esnaf ve tüm meslek grupları “ www.akhisarliseliyiz.biz “ girerek mesajlar yazdı, çok uzun ve yorucu bir kampanya sonrasında AKHİSAR LİSESİ’nin  yeniden eski yerinde kurulmasına karar verildi. Görmüş olduğun tüm binalar AKHİSAR LİSESİ MEZUNLARI tarafından yapılmıştır. Ayrıca ihtiyaç duyulan başka bir alana da ÇAĞLAK ANADOLU LİSESİ yapılarak Akhisar’ın eğitim kurumları genişletildi. Azalan öğrenci sayısı ile birlikte eğitim kalitesi arttı, AKHİSAR LİSESİ ESKİ ÖZLENEN GÜNLERİNE DÖNDÜ VE BAŞARI ORANI %80’e DAYANDI, AKHİSAR LİSESİNDEN MEZUN OLMAK AYRICALIK HALİNE GELDİ.” Tüm bu söylenenlere inanmak mümkün değildi.

                     Lise civarında bulunan sıvasız çirkin yapıların olmadığını onların yerine gerçek anlamda kent olma özelliğini taşıyan binaların olduğunu gördüğümde bilgisayarın ekranında “ Genç Belediye Başkanının ilk işi kenti güzelleştirmek oldu. Tüm Akhisar’a bunu anlattı, el birliği ile bu görüntü elde edildi” yazıyordu.

                    Şehit Teğmen Tahir Ün Caddesi girişine geldiğimde AKHİSAR GAR binasını göremedim. Hayretle baktığımda bilgisayarım “ Demiryolu hattı şehir dışına taşındı Böylece şehri ikiye bölen ve halkın  kaynaşmasını önleyen hat ile çevresinde Berlin Duvarı gibi yapılmış korkuluklar kalktı, böylece kent bütünleşmiş oldu. Ayrıca Hızlı Tren Akhisar’da durmadan geçiyordu. Tüm Akhisarlıların birlikte hareket etmesi ve vermiş oldukları mücadele sonucunda Hızlı Tren’in Akhisar’da durup yolcu almasına karar verildi.” Dedi.

                    Şaşkınlığım geçtiğinde aklıma ilk gelen şey “ AKHİSARLI, BİRLİKTE HAREKET ETMEYİ VE İSTEDİĞİNİ ELDE ETMEYİ ÖĞRENMİŞ GALİBA OLDU” Daha sonra Şehit Teğmen Tahir Ün Caddesine girdiğimde güzellik karşısında büyülendim. Yaya kaldırımları genişlemiş, ancak iki aracın geçebileceği kadar yol kalmış, tüm kaldırımlarda peyzaj harikası ağaçlar var. Cadde kendi kişiliğini yaratmış, tüm balkonlar çiçeklerle bezenmiş, sanki en güzel balkonu seçmek için bir yarışma düzenlenmişti. Ve cadde üzerinde hiçbir araç yoktu. Cadde üzerinde bulunan her evin önünde atık kağıt, cam ve şişe, pvc artıkları, evsel artıkların ayrı ayrı değerlendirildiği kutular mevcuttu. Halk kendiliğinden bu ayırımı yapıyordu. Yerlerde çekirdek, sigara izmariti ve tükürükler yoktu.

                    Tüm bunlara şaşırmamak imkansız dı. Bilgisayarım yine söz aldı “  Bir dönem önceki Genç Belediye Başkanı ile Genç Kaymakam diğer tüm daire amirleri ile birlikte hareket ederek Şehit Teğmen Tahir Ün’ün ismine yakışır bir cadde yaratmaya karar verdiler. Bu gördüklerini gerçekleştirdiler. Gözünden kaçan küçük bir şey söylemek istiyorum. İşyeri levhalarını görüyor musun?  Artık tüm isimler Türkçe 2018 yılına kadar yabancı isim çılgınlığı yaşandı ancak, yeni göreve gelen Genç Kaymakam ile yeni seçilen Genç Belediye başkanı bu konunun üzerine kararlı bir şekilde gittiler. Halka “ DİLİNİ KAYBEDEN KİMLİĞİNİ DE KAYBEDER “ düşüncesini anlatarak tüm kentte yabancı isimler ortadan kaldırıldı. Bu kampanya sonrasında Akhisar diğer kentlere örnek olduğu dalga dalga tüm Türkiye de bu kampanyalar başarı ile sonuçlandı “diye yazdı.

                     Cadde üzerinde biraz ilerlediğimde yan sokakların farklı ağaç ve bitkiler ile güzelleştiğini sokak isimlerinin ise değiştiğini gördüm. Hemen girişte bulunan 18 sokak tamamen Manolya ağaçları ile bezenmişti, ismi ise “ MANOLYA SOKAK “ olmuştu. Bunun üzerine meraklı gözlerle bilgisayarın ekranına baktım. “ Akhisar Belediyesine alınan Genç Peyzaj Mimar sokakların kimliğinin olması gerektiğini, bunun da ancak ağaçlandırma ile olabileceğini belirtti. Genç Belediye Başkanından yetki ve izin aldı. Görebileceğin her sokak ayrı ağaç ve çalı türleri ile donatılmış durumda, o sokakta hangi ağaç var ise o ağacın ismi sokağa verildi. Tüm sokaklarımız halkın yardımı ile güzelleşti. Artık belediye dikiyor, sokak sakinleri koruyup yaşatıyor.” diye yazıyordu.

                    Misakımilli – Ali Şefik İlköğretim Okuluna geldiğimde, eski binanın restore edilerek heybetli görüntüsünün daha da belirginleştiği sanki ismini gururla taşıyorcasına “ MİSAKIMİLLİ  İLKÖĞRETİM OKULU” tabelasını bağrında barındırdığını görünce hemen aklıma “ ALİ ŞEFİK “ geldi, benim telaşlı bakışlarımı anlayan bilgisayarım, “Akhisar’ın İstiklal Harbi kahramanı ALİ ŞEFİK’siz bir Akhisar düşünülebilir mi? Onun adına yakışan bir ilköğretim okulu yapıldı artık Akhisar’da ALİ ŞEFİK İLKÖĞRETİM OKULU da var. “ diye yazdı.

                    Bununla da yetinilmemiş “ GAZİ – AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU İLKÖĞRETİM OKULU “ için de aynı şey olmuş, “ GAZİ İLKÖĞRETİM OKULU “ tek başına bir okul olarak kalmış, binaları yenilenmiş, geçmişteki başarılı eğitim seviyesine ulaşmış. “AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU “ ise geçmişte yapmış olduğu bağışlar göz önüne alınarak adına bir okul yapılmasına karar verilmiş. Bu davranıştan etkilenen çocukları ve torunları ciddi anlamda bağışlar ile modern bir “AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU İLKÖĞRETİM OKULU” yaratmışlar. Yine “ALTI EYLÜL İLKÖĞRETİM OKULU” na Önder Yamanel’in yoğun çalışmaları sonucunda AKHİSAR TİCARET BORSASI tarafından 40 derslikli yeni bir okul yapılmış. O da Akhisar köylü Eğitim Kurumları arasında yerine almış.                                   

                   Ayrıca Akhisar Anadolu öğretmen Lisesi 2007 yılında  Manisa Valisi Refik Arslan ÖZTÜRK’ün üstün gayretleriyle programa alınmış ve 8.000.000 YTL bedelle yeni bir okul binasına kavuştuğunu ve eğitim kalitesiyle Akhisar’ın gururu olmaya devam ettiğini öğrendim. Tüm bunları düşünürken almış olduğum keyfi yoğunlaştırmak amacıyla aracımı park ederek etrafı seyretmeye başladım. 

                   Kafamı çevirdiğimde gözlerim bir anda Tekel Binasının olmadığı, tarihi kalıntıların çıkarıldığı, kaymakamlık lojmanının yıkılarak tarihi kalıntıların restore edildiği, sol tarafta ise Akhisar Devlet Hastanesinin kurulu olduğu tepenin tamamen açıldığı, burada bulunan tarihi eserlerin AKHİSAR MÜZESİNDE sergilendiği, Akhisar Ali Şefik  Öğretmen Evi’nin müze haline getirilmesine rağmen buranın yetmediği, HÜSNÜ KAHRAMAN KÜLTÜR PARKI içerisinde bir AKHİSAR MÜZESİ yapıldığı, öğretmen evinin yıkılarak altındaki tarihi eserlerin de çıkarıldığı böylece Akhisar’ın  bin yıllara dayalı antik kent dokusunun geleceğe miras olarak bırakıldığı, her gün onlarca otobüsün ziyaret için geldiğini öğrendiğim de inanın hiç şaşırmadım. AK – SEK VAKFI’nın ilk kuruluşunda hedef olarak ele alınan tüm proje gerçekleşmişti. 

                   Bunun nasıl olduğunu merak etmek hakkımdı. Bu nedenle bilgisayarımın ekranına baktım. Ekran benim ne hissettiğimi anlamıştı hemen, bir takım şekiller ile dikkatimi çekerek ekranında “ 2019 yılında gelen Genç Kaymakam “ BEN TARİHİN ÜZERİNDE YAŞAYAMAM. BU NEDENLE LOJMANIN YIKILARAK ALTINDAKİ TARİHİ ESERİN ORTAYA ÇIKARILMASI GEREKİR “ diyerek lojmanı boşalttı ve yıkım çalışmaları ile kazı çalışmalarına başlanıldı, böylece kısa sürede görmüş olduğun eserler ortaya çıktı “ diye yazdı.

                   Şehit Teğmen Tahir Ün Caddesinde park etmiş araç görmeyince, bilgisayarım “ uzun süredir seçilen belediye başkanları birbirlerinin icraatlarını takip ediyorlar bu nedenle eksik pek fazla iş kalmadı,  eskiden alınan otopark paraları yerinde ve zamanında kullanılmama sebebiyle sorun giderek büyümüştü, ancak tüm inşaatlarda otopark zorunlu hale gelince rahatlama hissedildi. Ayrıca imar planındaki değişiklikler ısrarlı bir şekilde uygulanarak genel otoparklar inşa edildi. Bu cadde gibi beş tane daha yeni cadde açılarak bunlar da cazibe merkezi haline getirildi. Böylece kent bir anlamda rahatladı.” diye yazdı.

                   Peki bu durumda trafik polisleri ne olmuş du ? Benim bildiğim kadarı ile bütün gün Şehit Teğmen Tahir Ün Caddesi, Nakliye Caddesinde, 15. sokakta  dolaşıyorlar, yüksek sesli hoparlörden “ 45 Y ….. çek arabanı “  anonsu yapılıyor, sürekli olarak cezalar kesiliyordu. Halk arasında bazı araç sürücülerinin gözetildiği, bazılarına ise sürekli olarak ceza kesildiği yakınmaları vardı. Sürekli hırsızlıklar nedeniyle halk “ trafik polislerinin bir kısmı genel güvenliğe aktarılsa da rahatlasak “  diyordu. Bu sorunlar nasıl çözüldü? dediğimde önce ekran karardı ve Gülenyüz ortaya çıkarak yazmaya başladı “ Otoparkların yapılmasından sonra tek sorun  Akhisar’ın güvenliği kaldı, her gün duyulan hırsızlık haberleri Akhisarlıyı rahatsız ediyordu. Hırsızların yakalanmaması da işin cabasıydı.Evine ve işyerine hırsız girerek canı yanan Akhisar halkı “ www.hirsizimiistiyoruz.biz “ sitesini kurarak gerçek hırsızlık olaylarının miktarını tespit edip, mağdurların mesajlarını kayıt altına alıyordu. Sonuçlar incelendiğinde, hırsızlık yapıldığı ile kalıyordu. Yazılan mesajların büyük bir çoğunluğu  (Ayrıca siz istediniz Emniyet Müdürlüğüne araç aldık, siz isteniz motosikletler aldık. Hırsızlıklar ancak izleme ile biter dediniz, tüm Akhisar’ı kameralarla donattık, bunlar için yüz binlerce dolar harcadık. İstanbul’da çalınan arabaların Akhisar’da yakalanmasından başka ne işe yaradı) gibi sözlerdi.  Akhisarlının yoğun çabaları sonucunda kadrolarda iyileştirme ve değişiklikler yapıldı. Başlarına gelen Genç Emniyet Müdürü “ Akhisar1960 lı yıllarda nüfusu 50.000 civarında olmasına rağmen başlarında Emniyet Amirinin bulunduğu birkaç polis memuru, her mahalleden sorumlu bekçiden başka kimse yoktu. Araç olarak da bir adet Willy jeep, bir adet de Dodge marka istediği zaman çalışan araba varmıdı. Buna rağmen Akhisar huzur içerisinde yaşıyordu. Bu gün nüfus 100,000 kabul edersek 150 yı aşkın personel ve 25 aşkın araç ve motosikletle bu işin hallolması gerekir” dedi ve tüm Akhisarlıları yardıma çağırdı, Akhisar halkı ile emniyet güçleri arasındaki buzlar erimişti. Güler yüzlü emniyet güçleri olaylar sonucunda mazeret üretmeden görevini yapıyordu. Kısa sürede Akhisar 1960 yıllarındaki huzurlu günlerine döndü.”

                   Şehit Teğmen Tahir Ün Caddesinden Eski Kasap Hali tarafına baktığımda çok büyük değişikliklerin olduğunu fark ettim. Hemen aracımı Eski Kasap Hali’nin yanına götürdüğümde, binanın restore edildiği, tarihi kimliğinin ortaya çıktığı, etrafında bulunan tüm çirkin görüntülerin kaybolduğu, belediye ait olan komşu ada parselleri üzerinde çok büyük bir inşaat yapılarak alt katının tamamen AKHİSAR MARKET’e ait olduğunu, ayrıca Akhisar’ın  sosyal ve kültürel faaliyetlerine katkıda bulunacak tesislerin yapıldığını gördüm.

                  Buradan hareket sonrasında Akhisar Belediyesi ve arkasının, mevcut sebzeciler çarşısı ile birlikte büyük ve modern bir bina yapıldığı, bu binanın Akhisar Belediyesi Hizmet binası olduğunu görünce, ”Belediye Milli Egemenlik Meydanına taşınmayacak mıydı?” diye düşündüğüm bir sırada yine bilgisayarım düşüncelerimi okuyarak ekranı ile sinyal vermeye başladı, yine söyleyecek şeyleri vardı. “ Belediye Hizmet Binası’nın Milli Egemenlik Meydanına yapılması çok büyük tartışmalara sebep oldu, hazırlanan proje çok güzel ve modern olmasına rağmen, Belediyenin taşınmasının sosyal ve ekonomik açıdan çok büyük değişiklikler yaratacağı düşüncesi ile proje buraya uyarlandı.” diye yazdı.

                 Tam hareket edeceğim sırada bilgisayarın ekranında “ galiba bir şeyleri atladın seni ( AKHİSARI GÖREN, DUYAN, HİSSEDEN VE SESLENDİREN BİR KİŞİ OLARAK KABUL ETTİĞİMİZ İÇİN) bunu görememene şaşırdım. Şehit Teğmen Tahir Ün caddesindeki bankaları gördün mü? Tümünün önünde %100 yerli sermaye yazıyordu. 2000 yılının başlarında yabancı sermayenin bankaların büyük çoğunluğunu ele geçirdikten sonra aklı başına gelen halk tüm yatırım ve işlerini yerli sermayeli bankalar ile yapmaya başladı bu tepkiler üzerine umduğunu bulamayan yabancı sermaye elini bankalar üzerinden çekti. Bu birincisi, ikincisine gelince; bankaların önünde hiç bankamatik gördün mü? Görmedin her halde, bankamatik yarışı öylesine hızlandı ki, tüm cadde boyunca bankaların bankamatikleri doldu. Bankalar yapılacak işlemleri bankamatiklere devrettiği için tüm işlemler buradan yürütülmeye başlandı. Bankamatikler için küçük dükkanlar tutmaya başladılar. Ancak hizmet yine dışarıdan veriliyordu.  Cadde boyunca bankamatik önlerinde kuyruklar oluştu, kaldırımlarda yürümek imkansız hale geldi. Cadde üzerindeki esnaf ve halk bu konudaki şikayetlerini öylesine yoğunlaştırdılar ki bankalar bankamatiklerini banka içerisine almaya mecbur oldular. Bu mücadele sonunda Akhisar tüm medyada yer aldı ve diğer il ve ilçeler bu mücadeleyi örnek aldılar. Bu konuda bankalar tarafından standart yaratılmak zorunda kalındı.” dedi.

                 Gerçekten de görmemiştim. Çok dikkatli olmamıza rağmen yaşamda o kadar çok kaçırdığımız şeyler vardı ki, başlangıçta bizi hiçbir şekilde rahatsız etmeyen küçük şeyler zaman içerisinde bizim en büyük sorunumuz haline gelmekteydi.

                 Belediye karşısında bulunan park içerisinde TAYYARE SİNEMASI yeniden aslına göre restore edilmiş, tüm heybeti ile duruyordu. Akhisar’ın Cumhuriyet kuruluş dönemindeki birlik ve beraberliğini simgeleyen TAYYARE SİNEMASI çevresi tamamen açılmış, park içerisindeki gerekli bina ve betonlar kaldırılmış, kente  temiz hava sağlayan  ve Akhisarların sığındığı bir alan haline getirmişti.

                Milli Egemenlik Meydanı’na geldiğimizde, eski garaj yıkılmış, meydan tamamen temizlenmiş, bu meydana bakan ve meydanla bütünleşen küçük ve  modern bir bina yapılmış bu bina gençlik merkezi olarak kullanılmakta, Akhisar’ın tüm gençlerini kucaklamaktaydı. Milli Egemenlik Meydanı etrafındaki köhne, çirkin ve Akhisar’a yakışmayan binalar yıkılmış, sık ve şirin yeni binalar yapılmıştı. Bunu görünce bilgisayarıma baktım. Hiçbir tepki yoktu, belli ki beni zorlamak istiyordu. Dayanamadı ekran karardı yine, Güleryüz  çıktı ve yazmaya başladı. “ Bu meydanla ilgili tartışmalar 2013 yılına kadar sürdü. Bu tarihte yapılan seçimlerde seçilen Genç Belediye Başkanı ile tayin olan Genç Kaymakam bu meydan Akhisar’a yakışmıyor diyerek işe başladılar. Meydana bakan binaların sahipleri bir araya getirilerek bu binaların yapılması sağlandı. Gördüğün gibi 1960 yıllarında yapılan ATATÜRK HEYKELİ aynı haliyle duruyor. Çevresindeki peyzaj çalışması ne kadar güzel değil mi? “ dedi.    

                 Buradan hareketle MUSTAFA KİRAZOĞLU DEVLET HASTANESİNE geldiğimde tüm alanın modern binalar ile dolduğunu görünce, böylesine heybetli ve modern bina karşısında sevinmemek mümkün değildi. Benim sevinçten parlayan gözlerime ekrandan bakıldığın hissettiğimde Güleryüz yine hareketlendi, anlatacak bir şeyleri vardı herhalde diye düşündüğüm anda yazmaya başladı “ Bu  binalara 2007 yılının ilk yarısında başlandı, önceleri Akhisarlı pek yardıma yanaşmadı. Ancak HASAN HÜSEYİN KİRAZOĞLU babasının adını taşıyan bu hastaneye yüklü bir miktar bağış yaparak kampanya başlatınca  tüm Akhisar sanki hastanenin yapılması için bağış yarışına başladı. Görmüş olduğun bu binalara yaklaşık 10.000.000 YTL ye mal oldu, HASAN HÜSEYİN KİRAZOĞLU’nun yaptığı ilk bağış sonrasında halkın bağışları, devlet yardımı, Akhisar Belediye Başkanı ile Hastane Başhekimi Dr. CEM ÜN’ün yoğun çalışmaları  ve sivil toplum örgütlerinin çabası ile birlikte çok kısa bir sürede bitti. Modern tıp cihazları ile donatılan hastaneye tüm çevre illerden hastalar gelmeye başladı.” dedi.

                 Daha sonra HÜSNÜ KAHRAMAN KÜLTÜR PARKI’na geldiğimizde park alanı tamamen yeşillenmiş, bir takım binalar yapılmış,  GRANİT KURU TAŞ JAPON BAHÇESİ  bitirilmiş birbiri ile uyumlu bir alan oluşturulmuş. Hemen ekrana baktım. Ekran görevine hazır bir şekilde bekleyen Güleryüz yine bana bakıyordu. Yazmaya başladı” Bu park Akhisar Belediye başkanlarının icraatlarını sürekli olarak sürdürdüğü bir alandır. Tüm seçilen belediye başkanları hiçbir art niyet gütmeksizin bu alana bir şeyler yapmaya başladı. Senin bildiğin gibi AHMET DUTLULU ağaçlandırılması için çok mücadele verdi, ERDOĞAN KANBUROĞLU yüzme havuzlarını ve çevre düzenlemesini yaptı, SALİH HIZLI çevre düzenlemesine önem verdiği gibi, suni göleti ve sosyal tesisleri yaptı. Ancak burada en önemli hizmetlerden birisi ise GRANİT KURU TAŞ JAPON BAHÇESİ, bu bahçe dünyada örneği olmayan, Granit Doğal Kuru Taş Japon Bahçesi’dir. Belediye Başkanı SALİH HIZLI bu konuda çok özverili bir şekilde çalıştı, tüm tepkilere göğüs gerdi. Ancak şu anda bu bahçe “ JAPON BAHÇELER KATALOGU “na girmesi sebebiyle yabancılar ve konu ile ilgili bilim adamları tarafından ziyaret edilen bir yer oldu. Tabii ki burada AK-SEK VAKFI’nı da anmadan geçilmesi mümkün değildir” dedi.

                Bu arada çok güzel bir bina gözüme takıldı, birçok çocuk aileleri ile birlikte bu binaya girmekte yoğun bir telaş var. Oraya doğru yöneldiğimde AKHİSAR SATRANÇ SARAYI tabelasını gördüm. Çok sevdiği ve sahip olmak istediği bir oyuncağı gören çocuk gibi sevinçle açıklama bekledim. Bilgisayarım beni pek fazla bekletmeden yazmaya başladı “ AK-SEK VAKFINDA 1993 yılında başlayan satranç çalışmaları Akhisar’da durmak bilmeden devam etti, Uluslararası Hakem KIYASETTİN AYDIN, Milli Hakem MESUT AVCI özverili çalışmaları sonucunda 2000 yılının başından itibaren satranç camiasında önemli bir yer aldı. Sizin Disiplin Kurulu Başkanı olmanız da Akhisar için gerçek anlamda gurur kaynağı idi. Her gelişen alanda olduğu gibi, 2006 ve 2007 yılının ilk yarısında Akhisar’da bazı çekişmeler ve gruplaşmalar oldu, bu gruplaşmanın Akhisar Satrancına zararlı olacağı düşüncesi ile taraflar bir araya gelerek kriz kısa sürede atlatıldı. Daha sonra gelen Genç Kaymakam ve Genç Belediye Başkanı yıllar önce Akhisar da Satranç oynamış ve bunun tüm faydalarını eğitimi süresince görmüş kişiler olmaları sebebiyle Akhisar’da Türkiye’de eşi benzeri olmayan bir SATRANÇ SARAYI yapmayı başardılar. Sizin Disiplin Kurulu Başkanlığınızın devamı sebebiyle bu konu Türkiye Satranç Federasyonundan da destek alınmasına sebep oldu. Şu anda federasyonun desteği ile üç   Büyük Usta görev yapmaktadır. Satranç ordusu öylesine büyüdü ki bu SATRANÇ SARAYI dahi yetmez oldu. Her mahallede en az bir adet SATRANÇ MERKEZİ var. Tüm bu yapılanların sonucunda Akhisar’dan şampiyonlar ve büyük ustalar çıktı.

                En fazla merak ettiğim yer ise Sigara Fabrikasıydı, zaten rehberim de yol haritasında orasını gösteriyordu. Sigara fabrikasının girişinde AKHİSAR ÜNİVERSİTESİ yazıyordu. Ekranda Güleryüz yine belirdi “ Yerel yönetim ile Celal Bayar Üniversitesi arasındaki buzlar eriyince tüm Akhisar akıbeti belirsiz bir şekilde bekleyen Sigara Fabrikasının üniversiteye devri konusunda hemfikir oldular, kısa sürede devir gerçekleşti. Yerel yönetimin bu konudaki desteği burada küçümsenemez. Bu desteği gören üniversite arka arkaya meslek yüksek okulu açtı. Daha sonra fakülteler açıldı. Türkiye de 2010 yılını takip eden yıllarda “ üniversitesiz il kalmayacak” sloganı  sonrasında arka arkaya üniversiteler açıldı. Ancak başlangıçta eğitim kadrosu sıkıntısı baş gösterdi. YÖK’ün bu konuda ısrarla ( üniversite eğitim personellerinin maaşları iyileştirilmeli, kaliteli personeli üniversitede tutmak mümkün değil ) sözlerinden sonra üniversite öğretim üyelerinin maaşlarında yapılan iyileştirmeler sonucunda tüm üniversiteler kendi kadrosunu yetiştirebileceği genç yeteneklere sahip oldu. Öylesine çok genç yetişti ki bu yetişen gençler yeni açılan üniversitelerin öğretim elemanı kaynağı oldular. Bu arada Celal Bayar Üniversitesi çok büyüdü. Yetiştirmiş olduğu bilim adamları ile   Akhisar’a üniversite kurulması konusunda önünü açtı ve 2023 yılında “AKHİSAR ÜNİVERSİTESİ “ kuruldu. Şu anda öğrenci adedi 10.000 civarında olan Üniversitenin öğretim görevlilerin büyük bir çoğunlu “ AKHİSAR’IN ÇOCUKLARI PROJESİNE “ dahil olan çocuklar. Üniversite bünyesi içerisinde kurulan Teknopark içerisinde Ar-Ge çalışmaları devam ediyor. Bu da Akhisar’ın geleceğini yönlendiriyor. “ diye yazdı.

                “Üniversite içerisinde bulunan çok geniş ve tek katlı, etrafı tamamen yeşillik olan bina nedir?” diye sorduğumda Güleryüz yine belirdi ve hemen yazmaya başladı “ O Akhisar’ın başka bir hayali. AK-SEK VAKFININ 90lı yıllarda yapmış olduğu araştırma sonucunda Akhisar’da eğitim alamayan 350 özürlü çocuk tespit edilmişti. Daha sonra AK-SEK VAKFI ve Akhisar Belediyesi birlikte Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi kurdunuz. O dönemin belediye başkanı AHMET DUTLULU’nun bu konudaki desteklerini göz ardı etmemek gerekir. Bu olay yerel yönetim ve sivil toplum kurumu işbirliğinin gerçek bir ürünüdür. Daha sonraları özürlülerin eğitimi sağlamak amacıyla devlet tarafından yardımlar yapıldı. Her şeyde olduğu gibi bunda da çok kısa bir sürede suiistimaller olmaya başladı,  pıtrak gibi ortaya çıkan özel eğitim merkezleri, bu özürlülere sözde yardım edercesine raporlar tutuyor, gerekli ücretleri alıyordu. Hatta veliler ile görüşerek çocuğunu getirmese dahi gelmiş gibi göstererek devletten alınan para özel eğitim merkezi ile veli tarafından paylaşılıyordu. Bu olay uzun süre devam etti, daha sonra göreve başlayan Genç Kaymakam bu durumu tespit ederek, Genç Belediye Başkanı ve Akhisar’da bulunan tüm sivil toplum örgütü ile yapılan yoğun çalışmalar sonucunda tüm özürlülerin bir arada bulunduğu, AKHİSAR ÖZÜRLÜLER EĞİTİM VE REHABİLİTASYON MERKEZİ kuruldu. Genç kadroların görev aldığı bu merkez Türkiye’nin gurur kaynağı oldu. Böylece çevrede bulunan ve sadece ticari kaygı ile kurulmuş olan özel eğitim merkezleri tek tek kapandı.” Okuduklarıma inanamıyordum, 90 lı yıllarda yakılan ateş 2027 yılında gurur tablosu haline gelmişti.

                 Eski Sigara Fabrikasının, Hüsnü Kahraman Kültür Parkına bakan cephesinde büyük sık bir bina göze çarpıyordu. Bu yüksek binanın ne olduğunu sorduğumda, bilgisayarım hemen yazmaya başladı “ Sabah gezerken öğretmen evinin altındaki tarihi dokunun çıkarıldığından bahsetmiştim, peki Öğretmen Evi ne oldu diye sormak aklına gelmedi mi? Akhisar’da bulunan eğitim kurumlarının iyileştirilmesi, yeni okulların açılması, üniversitenin gelmesi sebebiyle Akhisar bir anda eğitimcilerin sayısının çok fazla olduğu bir kent haline geldi. Yeni gelen Genç İlçe  Milli Eğitim Müdürü öncelikle Genç Öğretmenleri örgütledi, bunların oluşturduğu grup görmüş olduğun bu binayı Akhisar’a kazandırdı. Bu binada eğitim salonları, sergi salonları, konferans salonları, dinlenme, okuma, sosyal faaliyet alanları olduğu gibi, çok büyük bir kütüphanesi de var. Dışarıdan gelen veya geçici görevle gelip Akhisar’da kalacak yeri olmayan eğitimciler için 5 yıldızlı otel ayarında misafirhanesi var. Yıllarca onuru kırılmış, geçim için başka işler yapmak zorunda kalan, hiçbir şekilde toplumsal faaliyete sokulmayan küsüş eğitimciler, sonunda bu Genç Müdürün desteği ve morali ile boş zamanlarını Akhisar’a ayırmaya başladılar. Kurulan eğitimci grup Akhisar’ı yönlendiren önemli projelere imza atan topluluk haline geldi. Bu grup halen Akhisar ile ilgili olarak üst düzeyde projeler hazırlamaya devam etmektedir. Akhisar’ın en saygın kurumlarından bir tanesi eğitimcilerin bir araya gelerek yürüttükleri bu grup oldu.” diye yazdı.

                 Gördüklerime ve duyduklarıma inanmak mümkün değildi. Aradan sadece 20 yıl geçmiş ve çok köklü değişiklikler olmuştu.                                                            

                 Sıra arkadaşlarımı sormaya gelmişti. Ekranda büyük bir parlama oldu “ Bunu hiç sormayacaksın sanmıştım. Tüm arkadaşların yaşıyor. Halen AK-SEK VAKFINDAKİ çalışmalara katılıyor. Gerçi yetişen AKHİSAR’IN ÇOCUKLARI vakfı devraldı, çalışmalara devam ediyor ve projeler üretiyorlar ama sizler de her pazartesi günü saat 18.00’de toplantılara katılıyorsunuz.” diye yazdı. Ben hayretle “ pazartesi toplantıları halen devam ediyor mu?” dedim. Bilgisayarımdaki Güleryüz hemen cevapladı “ Pazartesi günleri saat 18.00 toplantıları öylesine tuttu ki, sizlerin hala yaşaması  bir takım esprilere konu oldu,   “uzun yaşamak istiyorsan her pazartesi saat 18.00 de AKSEK VAKFI çalışmalarına katıl “ diye doktorlar reçetelere yazıyormuş son zamanlarda.”

                 Akhisar da doğmayıp ancak Akhisar da doğanlardan daha fazla emeği olan Dr BAKİ SATIŞ aklıma geldi. Bilgisayar ekranında hemen cevap vermeye hazırmış gibi bir ışık belirdi. “ DR. BAKİ SATIŞ’ın kaleme aldığı, İLK ÇAĞDAN GÜNÜMÜZE AKHİSAR kitabından sonra Akhisar’ın Eski Fotoğrafları ve Akhisar’ın Kurtuluş Savaşındaki Yeri ile ilgili kitapları yayınlandı. Tüm Türkiye gibi, Akhisarlının da yanlış bildiği tarihi gerçekler küçük makaleler halinde DR. BAKİ SATIŞ tarafından sunuldu. Daha sonra bu makaleler büyük kitaplara dönüştü. Tabi ki burada tarihi eserlerin ortaya çıkarılması, antik kentin restorasyonu ile ilgili katkılarını da göz ardı etmemek gerekir.” dedi.                                             

                Bu arada hep aklıma takılan GENÇ KAYMAKAM, GENÇ BELEDİYE BAŞKANI, GENÇ PEYZAJ MİMAR, GENÇ ÖĞRETMENLERİN kim olduğu sorusunu sorma ihtiyacı hissettim. Güleryüz hemen yazmaya başladı “ AK-SEK VAKFI içerisinde oluşturulan ve tüm sivil toplum kurumlarının desteklediği AKHİSAR’IN ÇOCUKLARI PROJESİNE dahil olan yüzlerce çocuk eğitimlerini tamamlayarak Akhisar’a geldiler. Akhisar’ın geleceğini yaratmak amacıyla bir araya gelip projeler ürettiler, işte yukarıda bahsi geçen GENÇ’ler bu çocuklardır.” diye yazdı. Projenin gerçekleşmesi için çok gayret sarf eden eski Akhisar Cumhuriyet Başsavcısı EKREM AYDINER’i düşündüm. Güleryüz yine “ korkma sor, EKREM AYDINER halen yaşıyor ve Akhisar’a yerleşti, çalışmalarına devam ediyor” dedi.

                Tüm Akhisar’ı dolaşmıştık, hava kararmak üzereydi, yem yeşil devasa çam ağaçları arasında Şirinköy’deki evimize geldik. Çevre adeta cennet gibi idi. Aracı park edip eve girdiğimizde birazdan bilgisayar kapanacak diye düşündüm. Hemen aklıma geleni sordum. Birazdan seni kapatmak zorunda kalacağım. Peki yarın sabah tarih 21/02/2007 mi olacak? Yoksa 21/02/2027 mi olacak? diye sordum. Ekrandaki Güleryüz tüm sevimliliği ile “hazırı bulunca kaybetmek istemiyorsun herhalde amaca güzele ulaşmak çaba ister “ dedi. Devamla “ Yarın sabah 21/02/2007 tarihi olacak, ancak yukarıda görmüş olduğun her şey bilgisayarın programında mevcut, bunun tamamının veya bir kısmının elde edilmesi sadece ve sadece AKHİSARLILARA bağlı, başlıkta “ AKHİSAR’IN RÜYASI “ yazıyor. Gerçekten bu tüm kültürlerin beşiği olan binlerce yıllık geçmişi ile AKHİSAR’IN RÜYASI, bu rüyanın gerçekleşmesi ancak bunun “ AKHİSARLININ RÜYASI “ olması ile mümkün, Akhisarlı GÖRMEZSE, DUYMAZSA, KONUŞMAZSA VE EN ÖNEMLİSİ HİSSETMEZSE bu rüyanın gerçekleşmesi mümkün değildir. Bu programda gördüğün gibi AKHİSAR’I HİSSEDEN bireylerin bir araya gelmesi ile birlikte çok şey  kısa zamanda değişti. Bunları gerçekleştirmek sizlerin elinde, Bilgisayarı kapatmadan belirtmek istiyorum. Elinde bulunan teknoloji harikası bilgisayar AKHİSAR TEKNOPARKINDA yapılan AR-GE çalışmaları sırasında AKHİSAR’IN ÇOCUKLARI tarafından geliştirildi. Bu ilk ürün 21/02/2027 tarihinden itibaren tüm dünya dağıtılacak bununla da gurur duyacağından eminim.” dedi ve bilgisayar kapandı.

                Bu günlük gezi sonunun da elimizde sadece sonuçlar kalmıştı, bu sonuçları değerlendirerek geleceğimizi yaratmak bizim elimizde.

Av. Halil Vehbi BAŞARAN

Hakan Kesiciler